Başkan'dan

Değerli Meslektaşlarım

Bilindiği gibi 30 Haziran 2014 günü İstanbul EPF Semineri adı altında duyurusu yapılan 200 civarında seçilmiş eczane sahibinin davet edildiği bir etkinlik gerçekleştirildi.     Zamanlaması ve kamuflajlı toplantı tarzı yurt dışında birçok ülkede Eczacıyı kendi zincirlerinin satıcı personeli haline getiren ve mesleki etik değerlerin yerine sadece daha çok kazanmayı hedef alan bir anlayışın ülkemize soktuğu Truva atı olduğunu gizleyemedi.      Yaz sezonu ve Ramazan ayının verdiği rehavet içinde örgütlerin ve 25 bin eczanenin uykuda yakalanması, bir başka ifade ile oldubitti taktiği başarıya ulaşamadı. Konu ile ilgili ilk reaksiyonu bazı Eczacı Odalarımız ile birlikte gösterdik ve bir deklarasyon yayınladık. Ülkemizde senelerdir mücadelesini verdiğimiz en önemli değerler olan eczanenin sahibinin eczacı olması ve hizmet alanı ne kadar farklı olursa olsun eczanelerimizin mesleki bütünlüğün parçası olması, birbirinin üstüne basarak değil, yan yana, omuz omuza yücelmesi felsefemize sahip çıkacağımıza ve buna aracı olanlara gereken tepkiyi vereceğimize kimsenin şüphesi olmasın.

Geçtiğimiz günlerde bir gelişme de yurt dışı ilaç temin organizasyonunda yaşandı. Yakın geçmişe kadar sadece TEB’in elinde olan yetki belgesine 18 kuruluş daha sahip oldu. Bu gelişme üzerine TEB sistemin eczaneler üzerinden geçirilmesi için bir çalışmayı başlattı. Ne yazıktır ki eczane ekonomilerinin en çok daraldığı bir dönemde Türkiye ilaç pazarının yüzde yedisine ulaşan ilaç dağıtımını yaparak tarihinin en büyük gelirini elde eden TEB’in aklına eczanelerimiz rakiplerin ortaya çıkmasından sonra gelmiştir.

Mesleğimize yeni bir şekil verilmeye çalışılmaktadır. Her alanda yenilik ve değişimin olması gereklidir fakat değişimlerde sorgulanmalıdır. Çünkü yenidünya düzeninde dayatılan değişimlerin altında mutlaka birilerinin rant beklentisi vardır. Şimdi de eczanelerdeki reçetesiz verilen ilaçlar gündeme taşınmaktadır. Bu ülkenin eczacılarına dünyanın hiçbir yerinde olmayan ayrıntıdaki bir ilaç takip sistemi yüklenmiştir. Elli kuruşluk ilaçlar bile kayıtlı olarak verilmektedir. Bunu bir iki liralık ilaçların sahte reçeteye düşmüş olmasından anlayabiliriz. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de eczanelerimize reçetesiz satış üzerine baskılar yapılmaktadır. Yirmi beş bin eczanemizde hastaya ulaştırılan iki milyar kutuya yakın ilaçtan hangisinde bir olumsuz vaka yaşanmıştır. İlaca benzer ürünlerin ve tıbbi hurafe şarlatanların cirit attığı bir ülkede neden en disiplinli kurum olan eczaneler hedef alınmaktadır? Bu baskıyı hazırlayanlar biz eczacıların aynı anda reçetesiz ilaç satışını durdurduğumuzda neler yaşanabileceğini biliyorlar mı? Ülkede böyle bir hizmet alt yapısı hazır mı? İsterlerse bunu da hayata geçiririz ama sonucuna katlanırlar.

Aslında tüm bunların nedeni eczacıyı OTC’nin yasallaştırılmasına zorlamaktır ve bu cesaret eczacı aleyhine yaşanan tüm gelişmelere sadece seyirci kalan bir merkez heyetinin olmasından alınmaktadır. Heyetin başı olarak Sayın Genel Başkanın örgüt içinde mesleğin gerçeklerini anlatan konuşmalara sokak üslubu ile yaygara koparmak yerine gerçekleri algılayıp çözüm üretmesi gerekmektedir.   

Ecz. Kubilay Aydın

Okunma Sayısı: 1713