Başkan'dan

Sayın Merkez Heyeti ve Denetleme Kurulu, Sayın İzmir Eczacı Odası, salondaki ve Eczacı TV’yi izleyen tüm meslektaşlarım… Hepinizi ilklerin Odası olan Bursa Eczacı Odası adına saygılarımla selamlıyorum.

Ülkemizde yaşanan terör olaylarını ve bunda sorumluluğu bulunanları lanetliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize de acil şifalar ve kolaylıklar diliyorum.

Artık nefes almanın, hayatta kalmanın bile şans, başarı olduğu ülkemizde Eczacıların en büyük sorunu ekonomik sorunlardır. Ve dün gördüm ki Sayın Genel Sekreterimizin sunumunda Kamu Kurum İskontolarının kaldırılması ile ilgili bir mücadele yok!

Sayın meslektaşlarım KKİ eczacının hem etik hem de ekonomik açıdan düşmanıdır. Biz Bursa Eczacı Odası olarak buna uygulandığı ilk günden beri karşı çıktık, kaldırılmasını istedik. Ben Oda’nın bu konuda konuşan 4. Başkanıyım. Dile kolay, bu bela bize bulaşalı 10 yıl oldu. Kamu Kurum İskontolarının neden kalkmasının gerektiğini hepimizi biliyoruz ama kısa bir hatırlatma yapalım.

Bizler ciro üstünden kârlandırılan br meslek grubuyuz. Ciro arttığı zaman daha fazla kâr elde ediyoruz. Tamam, süreç içinde nakit satışı fazla olan eczaneler bunun sefasını sürdü ama artık 10 TL altındaki KKİ kalmadı ve elden satışın çoğu 10 TL arttı.

Yüksek fiyatlı ilaçların elden satışında da zaten etik dışı bir sürü problem oluyor ve o güvenilirlik dediğimiz, bizi ayakta tutan olgu, devletin 3 kuruş kârı için zedeleniyor, bizi birbirimize düşürüyor. Paragöz eczacı yapıyor. Eczanelerin beklentilerini farklılaştırıp, ayrıştırıyor. Bu konunun üstümüzden kalkması için sanayi ile birlikte SGK’ya baskı yapmalıyız.

Ne diyoruz? “SGK ile Sanayi çarpışıyor, olan eczacıya oluyor.” Evet! Hedeflediğimiz rakamların altında da olsa SGK ile Protokol süreci tamamlandı. Artık bir yönümüzü de diğer paydaşımız Sanayi’ye çevirmemiz lazım. İlişkileri güçlendirmek lazım. Çünkü eczacılığa yön verenlerden biri de Sanayi. Her ne kadar kendi içinde tutarsız samimiyetsiz olsa da. Sanayi ile oturup konuşulacak konular, devlet tarafına göre çok daha fazla çünkü onlar üretici…

Hafta başında televizyon ve gazetelerden “ilaçta bürokrasi dönemi bitti.” haberleri gördünüz. Bu haberin anlamına dikkatinizi çekmek isterim. SGK’nın yayınladığı bizim de dava açtığımız alternatif ödeme modeli uygulaması. Bu alternatif geri ödeme modeli yönetmeliğinin sebebi Kamu Kurum İskontolarıdır.

Meslektaşlarım, Firma sahibi ve SGK Başkanı ödenecek fiyat konusunda gizli anlaşma yapıp direkt Firmaya ödeme yapacak. Depocu kârı, eczacı kârı hatta devlet devleti dolandırıp faturada oluşacak KDV farkını bile indirime yansıtacak. Sonuçta depocu ve eczacı yüzdesel kârı ortadan kalkacak, eczacı reçete hizmeti verdiği için 5, 10, 15 TL hizmet bedeli ödenecek.

Tehlikenin farkında mısınız? İlaçtaki yasal yüzde kârımızı bile kaybediyoruz. Ama bu, yüzdesel kârsız sadece hizmet bedelini biz başlattık. İthal ilaç biriminde reçete başı 50 TL hizmet bedeli verecek.

Merkez Heyeti’nden isteğimiz ve beklentimiz; Sanayi ile ilişkileri iyileştirecek, görüşmeleri yürütecek bir komisyon kurması ve KKİ’nin kalkması için var gücüye çalışmasıdır.

Diğer konumuz Sağlık Bakanlığı tarafında! Öncelikle bir ismi anmadan geçemeyeceğim. Bizim bugün SGK’dan hizmet bedeli almamızın önünü açan, “Eczaneler birinci basamak sağlık hizmet sunucusudur.” cümlesini zorla SGK’ya kabul ettiren değerli hocamız Prof. Dr. Levent Üstünes’e emekleri için çok teşekkür ediyorum ve saygılarımızı sunuyorum.

Bugün çalışma saatleri ve Meslek Hakkı konularının çözülebilmesi için yapılması gereken, çalışılması gereken bir konu var. O da Sağlık Bakanlığı’nda eczanelerin birinci basamak hizmet birimi olarak yer almasını sağlamak. Bunu gerçekleştirebilirsek, eczaneler sağlık birimi olacak ve çalışma saatleri de sağlık birimdekiler gibi düzenlenebilecek. Bu demek değildir eczaneler 11, 12, 15 saat açık kalsın, personeli bir şekilde hallederiz. Bakın bizler de insanız. Eczanenin sahibi olabiliriz ama oranın mesul müdürüyüz. Yani iyi eczacılık uygulamaları kılavuzuna göre eczacılık hizmetini sadece sunabilecek kişiyiz. Kaç saat bilfiil eczaneden ayrılmadan eczacılık hizmeti sunabiliriz? Mutlaka yardımcı eczacıya ihtiyacımız var.

Bugün vereseli çalışan eczane ve mesul müdürlü depolarımız var. Bu arkadaşlarımız SSK’lı, yani haftalık 45 saat çalışmakla yükümlü. Denetlemelerde SGK bu detayı atladı. Haftalık 45 saati geçen bölgelerde ve nöbet hizmetlerinde vereseli eczanelerin ekstra eczacı çalıştırması gerekebilir. Aynı zamanda depolarda 2. veya 3. mesul müdür zorunluluğu gelebilir.

Birinci basamak sağlık hizmet birimi olmasını meslek hakkı için neden önemsiyoruz? Hemen açıklayayım. Sağlık personelleri, doktorlar, hemşireler, hastane eczacıları verdikleri hizmet karşılığı döner sermayeden pay alıyorlar. Biliyorsunuz bu yıl SGK global bütçesi % 10 artarken, Sağlık Bakanlığı döner sermaye bütçesi % 35 artırıldı. Bugün Sağlık Bakanlığı’na bağlı 3 veya 4 hastanede, hasta ilaç bilgilendirme poliklinikleri kuruldu. Fakat burada verilen hizmetler diğer poliklinikler gibi SGK’ya fatura edilmiyor ama döner sermayeye yansıyor. Burada aslında ilaç bilgilendirme ve farmasötik bakım konularının Sağlık Bakanlığı tarafından ücretlendirildiği görülüyor. Aynı ücretlendirme eczane eczacıları için de yapılabilir. Bir de SGK’ya fatura edebilme yolu da açılırsa ballı kaymak olur.

TEB, Akademi ve Dekanlar Konseyi’nden beklentimiz Sağlık Bakanlığı’ndan birinci basamak hizmet birimi olabilme konusunda gündem edip, uygulamaya geçirilmesini sağlamaktır.

İstihdam konusunda kısa vadede yapılabilecek bir konu yine Sağlık Bakanlığı ile. Üniversite hastanelerinin ve özel hastanelerin eczaneleri ruhsatlı ama Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastane eczaneleri ruhsatsız. Eğer bu eczaneler de ruhsata tabi yapılabilirse ve yaklaşık bin hastanede eczacı olmadığı düşünülürse, 2 eczacıdan 2 bin eczacı istihdamı sağlanacaktır ve eczacılık hizmeti eczacısız yapılamayacaktır. Bu konu da Sağlık Bakanlığı’nda gündem edilmelidir.

Meslek hakkı, meslek hakkı diyoruz. Bunu elde edebilmek için Sağlık Bakanlığı ve SGK’ya elle tutulur somut bir proje götürmek gerekir. Onun için SMART ECZANE Projesi’ni destekliyoruz. Gelişmesi için de elimizden gelen tüm desteği vereceğiz.

Bunun yanında meslek içi eğitim şart diyoruz. Daha önce yönetmelikte talep ettiğimiz fakat dikkate alınmayan, puanlama sistemini biz Ekim ayından itibaren Bursa’da uygulamaya başlayacağız.

Akademi’den de destek alacağımız bu projede verilen eğitimlere puan vererek meslektaşımızın belli bir puan toplamasını sağlamak ve mesleki gelişimine katkı vermek. Hizmet kalitesini artırmak, doğru bilgiyi doğru yerde kullanmasını sağlamak ve yıllar önce aldığı bilgileri yenileyerek daha efektif kullanmasını sağlamaktır.

Bir diğer konumuz Suriyeliler. Bursa’da 100 bin Suriyeli yaşamakta. Çoğu için aile hekimliklerinde ilgilenecek doktor belirlendi. Yine Suriyeliler’in çokça yaşadığı mahallelerde eczacı arkadaşlarımız kaçak Suriyeli eczacı çalıştırmakta. Sorun şu ki bu Suriyeli eczacılar yakın zamanda vatandaşlık alacaklar ve denklik sınavını da verip nur topu gibi eczanelerini açacaklar. Uzak değil arkadaşlar. Bizim çocuklarımıza üniversitede kredi olarak 400 TL verip, Suriyelilere karşılıksız 1.200 TL veren bir hükümet var başımızda.

Market, terziyi, fırını geçtim, onlar zaten açtılar. Kaçak olarak doktorları da var. Bir eczaneleri esik kalmıştı, onları da açarak kendi kantonlarında yaşayıp bizim global bütçemizden pay alacaklar. Merkez Heyeti, Akademi ve Dekanlar Konseyi’nden talebimiz denklik sınavlarının usulüne uygun, bilim ışığında yapılmasını sağlamak ve denetlemektir.

Son konumuz, ilaç dışı sağlık ürünleri. Son dönemde televizyonda, sosyal medyada ve internette görüldüğü üzere ilaç dışı sağlık ürünlerinin eczane dışında satışında ciddi oranda artış yaşanmaktadır. Hem tüketici sağlığında hem de eczane ekonomilerinde ciddi zararlar oluşturmaktadır. Biz de Bursa Eczacı Odası olarak bu ürünleri üreten tüm firmalara, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan aldıkları ruhsatları ivedi olarak Sağlık bakanlığı ruhsatına dönüştürmelerini talep eden niyet mektupları yazdık. Burada Sağlık Bakanlığı ilaç dışı ürünleri ruhsatlandırma üretimi 50 bin TL’den 3bin TL’ye indirerek bu geçişi kolaylaştırdı. Sağlık Bakanlığı’nın iyi niyetli yaklaşımını hep beraber ve hızlı bir şekilde değerlendirmemiz, kaybetmekte olduğumuz bu pazarın eczaneye geri dönüşünü sağlayacaktır. Söz konusu ürünlerin GMP kuralları dahilinde üretilme zorunluluğu da Novagenix’e yeni bir kaynak yaratacaktır. Merkez Heyeti’nden beklentimiz, talebimiz Nisan ayında yapılacak OTC çalıştayını bir an önce yapmasıdır.

Evet, son söz Henry Ford’tan Merkez Heyeti, Denetleme Kurulu ve tüm Odalar’a gelsin.

“Bir araya gelmek bir başlangıçtır. Beraberliği sürdürmek bir ilerleme, beraber çalışmaksa gerçek başarıdır.”

Daha büyük başarılar için Birlik’te Güçlü, birlikte güçlü.

Ecz. İ.Yalın Ökmen

Bursa Eczacı Odası Başkanı

TEB Merkez Heyeti 40.Dönem I.Bölgelerarası Toplantısı

28 Mayıs 2016

 

 

Okunma Sayısı: 1594