Başkan'dan

Başkanımız Ecz. İ.Yalın Ökmen'in 24-26 Kasım 2016 tarihlerinde Adana'da gerçekleştirilen 40. Dönem Merkez Heyeti 2.Bölgelerarası Toplantısı'nda yaptığı konuşma metni:

Sayın Merkez Heyeti, Denetleme Kurulu, Yüksek Haysiyet Divanı, Odalarımızım değerli Başkan ve Yöneticileri, Kooperatiflerimizin değerli Başkan ve Yöneticileri, bizleri olağanüstü misafirperverlikle ağırlayan Adana Eczacı Odası, saygıdeğer meslektaşlarım. Hepinizi Bursa Eczacı Odası adına saygıyla selamlıyorum.

Başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ülkemizin muhasır medeniyetler seviyesine çıkması için canını dişine takarak bireyler yetiştiren fakat hak ettiği değeri maddi manevi aşamayan öğretmenlerinizin Öğretmenler Günü’nü kutlar ve bu uğurda şehit olan tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet dilerim.

Dün yapılan bombalı saldırıda ve sınır ötesi harekatta şehit olan asker ve vatandaşlarımıza da Allah’tan rahmet, yararlılarımıza acil şifalar dilerim.

Lozan Antlaşması sonrasında topraklarımızdan çekilen itilaf devletlerinin bu topraklar üzerinde yıllardır oynadıkları oyunların en tepe noktasına ulaştığı bu dönemden hep birlikte geçiyoruz.

Ulu Önder, ülkemizin sınırlarını çizerken Halep’e girmemek konusunda özellikle hassasiyet göstermiş ve Ortadoğu’yu bir bataklık olarak tarif ederek, bu bataklığın içinde Türk halkının yok olmasına izin vermemiştir.

Atatürk’ün ülkemizin kuruluşundan itibaren 15 içinde yaptıkları kılcal damarlarımıza kadar işleyen ajanlar ve hainler tarafından 78 yıldır sistematik bir şekilde yıkılmaya çalışılıyor. Bu yaşadıklarımız maalesef O’nun reçetelerinden uzaklaşmanın bir sonucudur.

Ülkemizde son 6 ayda yaşananlar yabancı ülkelerde 20-30 yılda yaşananlara eşdeğer. Patlayan bombalar, sınır dışındaki içinde bulunduğumuz savaş, terör, darbe OHAL, susturmalar, tutuklamalar, adı konmamış develüasyon…

Bu olaylar kolay kolay sindirilecek, geçiştirilecek olaylar değil, her biri üstünde sayısız tezler yazılabilecek, sonuçlarını yıllar sonra göreceğimiz, gerçek acısını yıllar sonra çekeceğimiz olaylar…

Bir de üstüne gündeme saçma sapan ahlak ve vicdan dışı konular getirilince… Sosyal patlamanın eşiğine geldik veya bilerek getiriliyoruz.

15 Temmuz darbesinin kısa vadede sonuçlarını hep beraber yaşıyoruz, OHAL’i KHK’yı, hukuksuzluğu… En can sıkan konu iş eczacıya gelince hiçbir maddi kaynak bırakılmadan SGK ekranının kapatılması, alacaklarına el konması ve insanların soruşturulması bitmeden yaftalanması…

Memurlara bile soruşturma açılınca maaşının belli kısmı ödeniyor. Konu eczacı olunca, her konuda olduğu gibi “vurun abalıya”.

İnsanların, ailelerinin yaşam hakkı elinden alındı hükmü kesinleşmeden. Hukuk herkese lazım. Ve Başkanlarım da söyledi. Biz örgüt olarak sınıfta kaldık bu konuda.

İstanbul Eczacı Odası’nın yaşadıklarına gelince, Cenap Ağabey detaylıca açıkladı bizim de hislerimizi… biz Bursa Eczacı Odası olarak, demokrasiye inanan herkesin, bir yazı yüzünden, meslek örgütü yöneticilerinin görevden alınmasına karşı durması gerekir kanaati taşıyoruz. Her zaman olduğu gibi şimdi de seçim ile gelenlerin seçim ile gitmesi taraftarı olma duruşunu korumaktayız.

Bu ülkede demokrasi gibi büyük bir kavramın yerleşmesini istiyorsak, tahammül etmek gibi küçük bir kavramdan hareket etmek gerektiğini hatırlatmak lazım diye düşünüyorum.

Mesleki gündemle ilgili konulardan bahsedecek olursak:

Sıralı dağıtımlar: Bursa Eczacı Odası olarak 2000 yılından beri bu sistemi gerçekleştiriyoruz. Sadece bize açılan dava sayısı 23 Devam eden 6 adet davamız var. Kaybedilen sadece 3 davamız var. Bu sistem Bursa Eczacı Odası’nın namusudur ve her gelen yönetimin ilk görevi bu namusu korumaktır.

Yıllar içinde sayısız denetleme geçirdik. Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Sağlık Bakanlığı, Maliye. TEB denetlemelerinin sayısını hatırlamıyorum bile ve hepsinden de alnımızın akıyla çıktık. Ben suistimal olduğuna inanmak istemiyorum. Eğer öyle bir şey var ise tüm Oda yöneticileri zan altında kalır eczacı camiasında. Ayrıca böyle bir suistimal var ise Denetleme Kurulu neden oy çokluğu ile onandı. Onaylamayan Denetleme Kurulu üyesi ne için onaylamadı açıklama yapar ise, böyle bir teamül var ise çok sevinirim.

Bir de bu tür olaylarda vicdanların rahatlaması lazım. Mahkeme kararı ile beraat etse dahi konunun vicdanlarda da beraat etmesi gerekir. Onun için konunun dikkatle, titizlikle incelenmesi ve hatta gerekir ise yöneticilerin karşıladığı limit-reçete oranının şeffaf bir şekilde eczacı kamuoyu ile paylaşılması gerekir diye düşünüyorum.

Ekonomi ile ilgili olarak Elazığ Oda Başkanı Ulaş Ağabey’e katılıyorum. Yıl başından beri Euro olarak % 15 develue olduk. Devlet bütçesinin zor durumda olduğunu yapılan zamlar ile görüyoruz. Yaşanılması olası senaryolar için TEB öncülüğünde depolar ve sanayi ile görüşme yapılmalıdır diye düşünüyorum. bu krizden eczanelerin yaşayarak çıkması için bir adım atılmalıdır. Devlet bütçesine hiç yük getirmeyecek hatta vergisel anlamda katkısı olacak fakat eczaneyi hemen kalkındıracak tek uygulama var. KKİ’lerin kalkması, KKİ’yi devlet İTS takibi ile istediği zaman istediği firmadan istediği oranda alabilir. SGK’nın yönetmelikleri de uygun artık. Ama KKİ’nin eczacının yakasından düşmesi gerekir artık. Bu uygulama çok iyi anlatılırsa hem sanayiye hem devlete eczaneler arası etik bozulmayı da azaltmak etkisiyle beraber, her paydaşa çok ciddi can suyu verecektir.

Stok düzenlemesi konusunda bir teşekkür de bizden. Bu düzenlemenin önemini başka sektörden kişiler ile konuşunca daha iyi anlıyorsunuz. Türkiye tarihinde bir meslek grubuna özel alınmış ilk yasadır bu.

OTC ile ilgili olarak TEB’in yaptığı çalıştayları önemsiyorum. Gayri yasal yaptığımız işlemin yasaya uygun hale getirilmesi önemli. Ama en büyük kırmızı çizgimizin yanına bir çizgi daha eklenecek. Yani “Eczanenin sahibi ve mesul müdürü eczacıdır” ifadesinin yanına “OTC’de dahil tüm ilaçlar, bitkisel droglar yalnız eczanede satılır.” Bu iki cümle eczanelerin anayasasının değiştirilemez iki maddesi olmalıdır.

Tabela konusuna gelince; ‘zincirleşmeye sebebiyet verir’ dendi. Biz şu an zaten zinciriz, tek bir zincirin, TEB üyesi olarak TEB’in zinciriyiz. Tabelanın rengini, boyutunu, kübikliğini tartışabilirsiniz ama Yönetmeliğin gerekliliğini tartışmamalıyız. Eczacılık kabuk değiştiriyor, yenileniyor, gelişiyor, e tabi biraz sancılı oluyor. Şekil yönünden de kurumsal ciddilik ve duruş için bir başlangıç olarak görüyoruz. Yoğun çalışma ile KOSGEB’den hibe alınabileceği gibi yasal zorunluluk olduğu için E logo gibi tabelaların da vergiden muaf olması için Bakanlığa baskı yapılması gerekmektedir.

İTS ile ilgili olarak; ister OHAL’de olsun, ister yağmurdan olsun, ister altyapı yetersizliğinden olsun, interneti, server’ı % 100 çalışmayan ortamda para cezası uygulamasının sözünün dahi edilmemesi gerekiyor. Bakanlık serverlarını rahatlatmak ve İTS stoğunu yaklaşık bulmak istiyorsa, her yıl sonunda eczacının çoğunluğunun stok sayılı yaptığı Aralık ayında İTS deaktivasyon yaptırmalıdır.

Bir duyum aldık: Yeni yapılan 35 tane şehir hastanesi ile ilgili. Hepimizin yakından tanıdığı ailenin tekrar ihale deposu kurduğunu, bu şehir hastanelerinin ilaç tedarik hizmeti ile beraber, katlar da dahil olmak üzere tüm eczacılık ve eczane işlerini yapacağı konuşuluyor. Yani hastane eczanesinin ve hastanedeki eczacılık faaliyetleri özelleşiyor, kötü bir tabir ile taşeronlaşıyor. Böyle bir ihale yapılacaksa dahi, buralarda hizmeti TEB vermeli, ilaç tedariğini de kooperatifler yapmalı.

Çalışma saatleri ve SGK denetimleri ile ilgili bir cümle söylemek istiyorum. Biliyorsunuz iş teftiş denetimleri 2014 sonu 2015 başı ilk defa Bursa’da başladı pilot uygulama olarak. Biz bu denetimleri ve yapılması gerekenleri TEB’e ilettiğimiz zaman Konya Eczacı Odası delegesi, şimdiki Merkez Heyeti üyesi o vakit TEB Genel Sekreteri idi. O gün söylediklerimizi dikkate alıp çözüm konusunda işbirliği yapsaydı bugün ne Konya’da ne de herhangi biri ilde bu sorun yaşanmayacaktı.

Bölgemizde Heperprot_P 75 mg Flakon isimli ilaçla ilgili 2 eczanemizin yaşadığı sorundan bahsetmek istiyorum. Eczanelerin ilacı fatura ettiği Mart 2016 tarihinde ilacın fiyatı 4.400,05 TL olmasına rağmen, SGK geri ödeme birimi bu ilacın ödemesini 5 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren 2.210,98 TL’lik perakende satış üzerinden yapmıştır. Eczacıların mağduriyetlerinin giderilmesi için TEB’e başvurularımızı yapmış olup sonuçlanmasını beklemekteyiz.

Bir söz de kooperatiflerimize. Olmazsa olmazlarımız. Kooperatifçilik felsefesine hiç girmeyeceğim. Bir yerde para varsa, TEB, Odalar, eczanelerimiz, kooperatiflerimiz, bütçe varsa, orasının her işletme gibi basiretli tüccar mantığı ile yönetilmesi gerekiyor. Zaten yönetilmiyorsa seçimlerde hesabı hemen soruluyor. Güçlü kooperatif demek güçlü eczane demektir. Biz Bursa’da kooperatifimiz ile % 67-70 Pazar payı ile çalışmaktayız. Kooperatiflere ne kadar destek verirsen o kadar geri dönüşü olur.

Bursa Ecza Kooperatifini hepinizin önünde bir kere daha kutluyorum. Hiçbir özel deponun veremediği şartları ve hizmet kalitesini çalıştığı bölgelere sunduğu için. Kooperatif eleştirileri ile ilgili olarak en çok dile getirilen cümledir risturnler. Biz Bursa Ecza Kooperatifinde 2013-2014 risturnunu nakit olarak yıl sonunda alacağız. Bu da bir özendirme cümlesi olsun.

Değerli meslektaşlarım, bundan sonrasında ülkemizi ve mesleğimizi zorlu bir gelecek beklemektedir. Yaralarımız çoktur ve çoğalmaya devam etmektedir. Bu yaraları sarmak için öncelikle zihniyetimizi değiştirmemiz gerekir. Milli Mücadele’nin verildiği zamanlardaki gibi birlik içinde olmamız gerekir. Birbirimize güvenmemiz gerekmektedir. Şu an yaşadığımız en büyük sorun güven sorunudur. Ne zaman birbirimize güvenmeyi öğreniriz ne zaman mesleki hedeflerimizde ortak müştereklerde birleşmeyi öğreniriz, o zaman birlik olmayı başarırız ve ancak o zaman tek bir vücut olarak ayakta durabiliriz.

Hepinizi Bursa Eczacı Odası adına sevgi ve saygıyla kucaklıyorum.

2. Bölgelerarası Toplantı-Adana- 25.11.2016

Okunma Sayısı: 648